Mücadeleye, Kazanmaya Cüret Edin

22 Eki 2026

Uzun bir aradan sonra Yeni Demokrat Gençlik olarak faaliyetlerimizin yeniden başlaması, özellikle genç faaliyetçilerimiz tarafından heyecanla karşılanmaktadır. Bu önemli mevzideki boşluğun yeniden doldurulmaya başlaması olumlu bir gelişmedir. Bunun doğru kavranabilmesi için geçmişin değerlendirmesini yapmalı ve yaptığımız hatalardan dersler çıkarmalıyız.

Bununla birlikte neyi ne kadar bildiğimizin esasta yaptıklarımızla ölçülebileceğini, hatalarımızın ve eksiklerimizin bilincimizdeki eksikliklerden doğduğunu bilmeliyiz.

GENÇLİK ÇALIŞMALARINI DOĞRU KAVRAYALIM

Halk gençliği, bilgiyi hızlı kavrama, yeniliğe açıklık ve atılganlık özellikleriyle kitlelerin en dinamik kesimidir. Bu nitelikleri, gençliği tarihin önemli dönemeçlerinde politik mücadelenin en önüne taşımış; yeni alanlara ve kesimlere ulaşmada komünistler açısından onu vazgeçilmez kılmıştır.

Egemen sınıflar ise bu potansiyeli kırmak için gençlik arasındaki geleceksizlik kaygısını bireysel kurtuluş propagandasına çevirmektedir. Bireyciliğe ve gerici-şoven fikirlere yönlendirilen gençlik toplumsal mücadeleden koparılmaktadır.

Bu olumsuz tablonun kronikleşmesinde komünistlerin yetersizliği ve gençliğin deneyim eksikliği temel etkenlerdir. Boğaziçi ve 19 Mart gibi eylemli süreçler gençlik için değerli deneyimler üretse de kendiliğindenlik sınırları nedeniyle bu sıkışmayı aşmakta yetersiz kalmıştır.

Devrimci özne, toplumdan ayrı değerlendirilemeyeceği gibi, içerisinde barındırdığı çelişkiler de toplumun çelişkilerinden azade olamaz. Bu çelişkiler kuşkusuz genç yoldaşlarımızda da görülmektedir. Hem yeni kurduğumuz ilişkilerde hem de birçok genç yoldaşımızda bireysel kurtuluşu önceleme, çekingenlik, ciddiyetsizlik, kitleyle doğru şekilde iletişim kuramama ve tecrübesizlik görülmektedir. Bu durum örgütsüz halk gençliği bakımından anlaşılır olsa da, devrimci öznenin müdahalesizliği kabul edilebilir değildir.

Bu nedenle eğitim çalışmaları ve deneyimler çok önemli bir yerdedir. Hem yeni yoldaşlarımıza hem de çevremize devrimci birikimin, direnmenin ve direnerek kazanmanın ne olduğunun bilgisini ve tecrübesini ulaştırmamız; genç kitleleri, özel çelişkileri doğrultusunda birleştirip bir bütün toplumsal mücadeleye katmamız, genç yoldaşlar kazanmak ve onlarla güçlü, sağlam bir birlik örgütlemek için zorunludur.

“Anı yakala” der Bobby Seale. Her çelişkiyi en zayıf halkasından kavramalıyız, geriyi ileriye taşımak için durmadan çalışmalıyız. Bunu yapmak için de en gereken şey inisiyatif almak, müdahaleci olmaktır.

MÜDAHALECİ VE CÜRETLİ OLALIM!

Devletin, siyasî, ekonomik ve kültürel anlamda gençlik üzerinde büyük bir baskısı var. Ancak faaliyetlerin durmasını bu sebebe bağlamak tek taraflı bir bakış açısı sunar. Bunun yanında yeterli müdahalenin olmamasının, buna bağlı olarak kitlelerle ilişkilerimizdeki zayıflamanın ve doğru şekilde inisiyatif alamamanın saflarımızda egemen olmasının özeleştirisini vermemiz zorunludur.

“Devrimci teori olmadan devrimci pratik olmaz” der Lenin ve Stalin de ekler: “Teori, devrimci pratikle bağlantılı değilse önemsizleşir.” Dolayısıyla inisiyatif almak sadece sözde gerçekleşemez, pratiğe dökülmesi gerekir. Bunun için öncelikle devrimi ciddiyetle kavramalıyız.

Kitlelerle buluşmayıp dar grupçu biçimde pratiğimizi sürdürmek, faaliyetleri mekanik şekilde kavramak, günün meselelerine dair politika üretememek, bilgimizi ve çalışmalarımızı kolektife mal etmemek… Bu ve benzeri hatalarımızın esasta öncü rolümüzü doğru kavramamak, kolektif düşünmemek ve müdahaleci olmamaktan kaynaklandığını belirtmemiz ve buna uygun hareket etmemiz gerekir. Kolektifimizin kendi inisiyatifimizden bağımsız olmadığını bilmeliyiz. Bu yanılgıya düştüğümüzde fikir üretmeyen, atılgan olamayan, verilen görevleri yerine getiren ancak bunun ötesine çıkamayan, eksik bir kişiliğe sahip oluruz. Mehmet Demirdağ’ın dediği gibi, “Devrimci olup olmamak müdahaleci olup olmamaya bağlıdır.”

Ancak örgütlü düşündükçe, örgüt disiplinini içselleştirdikçe, inisiyatif almakta geri adım atmadıkça, iktidar perspektifimizi kitlelerle buluşturmak için çabaladığımız sürece devrimci olabiliriz. Tasfiyeci süreci yenmemize yarayacak yeni politikaların üretilmesi de ancak bu şekilde mümkün olacaktır.

Devrimci kişilik her bir adımda ileriye atılmakta çaba göstermeyi gerektirir. Her gün kolektif çalışmaların sürekliliği ve etkililiği için fikir yürütmeli, üretmeli, harekete geçmeliyiz. Bununla birlikte kendimizi de durmadan eğitmeli, çalışmalarımızı disiplinli şekilde yerine getirmeliyiz. Kolektifimize yön veren, pratiğini ve anlayışını şekillendiren esas unsur önderliktir. Önderlikteki yanlış anlayış ve uygulama biçimleri pratikte de başarısızlığa yol açacağı gibi, diğer faaliyetçilerin buna müdahale edemeyen, önderleşme yönünde adım atmayan bir anlayışa sahip olması da olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Dolayısıyla her bir yoldaşımız birikimli, atılgan ve kendi alanında önder faaliyetçiler olma doğrultusunda inisiyatif almalıdır. “Komünistler hem pratik hem de uzak görüşlü olmada örnek olmalıdırlar.” (Mao, Seçme Yazılar, Cilt 2, sf. 192).

Kolektif ve bireysel çalışmalarımız birbirinden ayrı olmamalıdır, birbirini beslemelidir. Bununla birlikte her ikisinin önemini anlamalı, ona göre hareket etmeliyiz. Bunu yapmadığımız takdirde sadece mekanik bir pratik içerisinde bulunur ya da bilgiçliğin ötesine gidemeyiz. Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini bir silah gibi kuşanmalıyız: Onun halkın toplumsal pratiğinden şekillenen, proletaryanın tarihi misyonu olan sınıfsız-sömürüsüz bir dünya kurma doğrultusunda toplumu değiştirmeye yönelen bir silah olduğunu kavramamız gerekir.

Devrimi örgütleme sürecinde çalışmalarımızın önemini kavramamız gerekir. Sözde devrimcilik yapmak ancak en küçük gündelik işi bile yerine getirmekten kaçınmak, bunların gerekliliğini kavramamak şüphesiz ki eksik bir devrimci kişiliğin sonuçlarıdır.

Hatalarımız ve geri yönlerimiz konusunda dürüst ve yapıcı olmalıyız. Bir hatanın sorumluluğunu kendimizde değil dışımızda arıyorsak, dürüstçe özeleştiri vermekten çekiniyorsak, eleştiri aldığımızda saldırganlaşıyorsak, eleştiri yaparken de kırıcı davranıyorsak yanlış bir bilince sahibiz demektir.

Örgüte karşı sorumlu olmak, aynı zamanda birbirimizden de sorumlu olmayı gerektirir. Yoldaşlarımızla dürüst ilişkiler kurmalı, onları ileri taşımak için çabalamalı, kendi geri yönlerimizi saklamamalı, açmalı ve bunları örgütle beraber çözmeliyiz.

Kitleyle ilişkilerimiz de aynı şekilde olmalıdır. Dürüst ilişkiler geliştirmeli, çevremizi hep daha ileri taşımaya çalışmalıyız. Aynı zamanda “kitlelerden kitlelere” ilkesi doğrultusunda, kitlelerin öğretmeni olmadan önce öğrencisi olmalıyız. Bütün gücümüzün kitlelerden geleceğini, öğrenmek istediğimiz her şeyin kitlelerde olduğunu bilmeliyiz.

Kendi deneyimlerimizi örgütle paylaşmalı, bireysel olarak sahip olduğumuz bilgiyi kolektifin bilgisi haline getirmeliyiz. Kimi durumlarda özellikle uzun soluklu bir faaliyet esnasında ayrılan kimselerin, ellerindeki bilgiyi kolektife mal etmemiş olması faaliyetin durmasına yol açmaktadır. Bazen de kolektife mal edilmeyen tartışmalar özellikle yanlış bir fikir temelinde ilerliyorsa, ileride büyüyerek ciddi sapmalara yol açabilme olasılığını taşımaktadır. Öznel gücümüzün zayıf olduğu günümüz şartlarında bu gereklilik çok daha önemlidir. Bu, kolektif düşünme gerekliliğinin getirdiği bir sorumluluktur.

Kolektif çalışmalarda bekleyici bir tavır almamalıyız. Durmadan araştırmalı, öğrenmeli, gündem üretmeliyiz. Gençliğin genel gündemi olan meseleleri, özel günlük politikalar ile birleştirmeli, mücadele alanlarımızı genişletmeliyiz.

Kendimizi örgütümüzden ayrı görmemeli, örgütün bizzat bizler olduğunu unutmamalıyız. Ancak bunun bilinciyle inisiyatif aldıkça, müdahaleci ve cüretkâr olmakta ısrar ettikçe faaliyetlerimiz etkili ve devamlı olabilir. “Kendimizi dünyayı temellerinden sarsacak bir davaya adadık” diyebilmemiz için görevlerimizi layıkıyla yerine getirmeliyiz. Mao’nun da dediği gibi: “Mücadeleye cüret edin, kazanmaya cüret edin!”

*Paylaştığımız yazı Yeni Demokrasi Gazetesi’nin 212. sayısında yayımlanmıştır.

benzer haberler
YDG - Yeni demokrat Gençlik / Amaç ve İlkeler

BROŞÜR

Yarını Bugünden Yaratalım!

Militan Devrimci Halk Gençliği için

              
              
SANAL MEDYA

ydg-arsiv

ydg-arsiv